Erenköy direnişi

Yıl 1964, yaş 35… “Yolun yarısı eder, Dante gibi ortasındayız ömrün.” der Cahit Sıtkı Tarancı. Yedi ay önceydi, babam beni Ankara’daki köyümüzden Kıbrıs’a uğurlarken şu sözleri kullanmıştı: “Ey oğul! Cephede karşınıza ne çıkacağını ancak Allah bilebilir. Lakin bu cennet vatanın toprağı için, o pırlanta gibi çocukların önüne atacaksın kendini, siper edeceksin gövdeni o hayasızca akına.”.

Onun o sözleri adeta bir kurşun gibi delmişti kalbimi. Ancak şu anda mücahit kardeşlerimle gerçek kurşunların havada uçuştuğu Erenköy’de on beş bin kişilik bir ordunun karşısında sadece beş yüz kişi direnmeye çalışıyorduk.

O lanet papazı, Rum başkanını ne çok seven varmış arkadaş! İngiltere, Rusya, Amerika… Tüm dünya “Eğer Türkiye müdahale ederse savaş açarız.” diyordu. İşte ne kadar da doğru bir söz, “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur.”.

Birkaç saat önce cumhurbaşkanımız Rauf Raif Denktaş bizlere dedi ki: “Orada, Çanakkale’de ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, atalarımıza, dedelerimize savaşmayı değil, ölmeyi emretmiştir. Ben de burada bugün sizlere ölmeyi emrediyorum!”. Bu sözlerden birkaç dakika sonra Erenköy direnişi başladı.

Erenköy düşerse Kıbrıs Rumların eline geçecekti, Türk halkı çoluk çocuk, kadın erkek katledilecekti. Rum emretmişti, “Erenköy’de kurşun değmemiş bir tek canlı ot bile kalmayacak” diye… Erenköy’de direnen beş yüz kişinin buradan sağ bir vaziyette çıkabilmesi için tek bir umut vardı ki, o da herkesin bildiği gibi anavatanın müdahalesiydi.

Lakin Türk müdahalesi hala gelmemekte, Erenköy’deki durum gittikçe vahimleşmekteydi. Derken denizde sahile yaklaşan üç tane donanma gemisi görüldü. Fakat bu hayra alamet değildi. Rum donanması harekete geçmiş, denizden bombalamaktaydı Kıbrıs Türkü’nü… Artık çıkış yolu yoktu, denize döküleceğinden emindi herkes.

Birden bir uçak sesi duyuldu gökyüzünde ve bu sesle birlikte göğsümde bir acı… Bu sefer beni kalbimden vuran babamın sözleri değil, Rum askerinin kurşunuydu sanırım. Lakin mutluydum, anavatan müdahalesi gerçekleşmişti, kahraman Türk askeri bombalıyordu Rum gemilerini, askerlerini…

Bu Kıbrıs Türkü için bir milattı. Ben orada kanlar içinde yatarken gülümsüyordum. Kurtulacaktı Erenköy, Kıbrıs Türkü kurtarılacaktı, boşuna değildi bunca direniş. Anavatan gelmişti ya… Bu miladı gördüğüm için, bu güzelim vatan toprağının en azından bir karışını bile müdafaa edebildiğim için iftihar ediyordum kendimle, gözlerimi kapatırken mutlu gidiyordum ebediyete…

Ece Defne Uzak 7-A

Buca Sınav Koleji

Previous Post
Next Post

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir