Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur zaman içinde devler tellal iken pireler berber iken ben annemin beşiğinde tıngır mıngır sallanırken ülkenin birinde, güzeller güzeli bir prenses yaşarmış. Bu prensesi ülkede herkes severmiş ve el üstünde tutarmış. Prenses o kadar güzel ve kibarmış ki güzelliği kibarlığı dilden dile dolaşırmış. Prenses’in yüzü ay gibi parlakmış, gözleri elaymış, upuzun güneş gibi sarı saçları ve hokka kadar güzel bir burnu varmış.
Günlerden bir gün prenses dolaşmak için faytonuna binmiş, sihirli ormana gitmeye karar vermiş. Ormana vardığında bir ağacın altına oturmuş, kitap okumaya başlamış. Kitap okurken başının üzerine bir elma düşmüş. Kafasını kaldırıp ağaca baktığında bir de ne görsün! bir kız.
Prenses kıza sormuş:
-Hey! Neden başıma elma attın?
Kız hayretler içerisinde kalmış:
-Üzgünüm Prenses’im biraz mutsuzum da sizi fark etmedim, demiş.
Prensesin yüzü hemen yumuşamış. Mutsuzluğunun nedenini sormuş.
-Önümüzdeki hafta bir güzellik yarışması düzenlenecek. Ülkenin bütün kızları bu güzellik yarışmasına katılabilecek ama ben katılamam, demiş.
Prenses neden katılamayacaksın, diye sormuş.
-Benim halim ortada, çok istesem de yarışmaya katılacak durumumuz yok hem de güzel değilim, demiş.
Peki bu yarışma senin için önemli mi? diye sormuş Prenses
-Evet Prensesim çok önemli çünkü ödül olarak verilecek “Altın Elma”yı almam lazım. Annem çok hasta. Bu elma her derdimize deva olacak, demiş.
Prenses o zaman hiç durma hemen sen de yarışmaya katıl, demiş.
– Ama bu halde nasıl insanların karşısına çıkarım Prensesim, diye cevap vermiş.
Derken kız hüngür hüngür ağlamaya başlamış. Prenses kızı alıp ülkenin cadısına götürmüş. Cadı’ya olanları anlatmış. Cadı hemen kızı sakinleştirmiş, senin yarışmaya katılmanı sağlayabilirim ancak bazı şartlarım var, demiş.
Kız Cadı’nın şartlarını hemen kabul etmiş. Cadı, Prenses ve kıza üç tane görev vermiş. Kızların birinci görevi Alevli Dağa gidip bir “alev topu” almakmış. İkincisi Kahkaha Ormanı’ndan “neşe tozu” almakmış. Üçüncü ve son görev ise Prenses’in güneş sarısı saçlarından “bir tutam saç” vermesiymiş. Kız Cadı’ya sormuş:
-Bu görevlerin sonunda ne olacak, ne için bu görevleri yapmamızı istiyorsun? demiş.
Cadı hemen şöyle cevap vermiş:
-Görevlerin sonucu benim sana güzel bir hediyem olacak, demiş.
Prenses ve kız görevleri yapmak için Cadı’nın söylediği yerlere gitmeye hazırlanmışlar. İlk olarak Alevli Dağa çıkmak için mücadele vermişler. Alevli Dağ adı gibi alevlerle doluymuş, bir ejderha sürekli alev topu atıyormuş. Ejderha’nın attığı alev toplarından geçmeleri çok zor olmuş ama Cadı’nın istediği alev topunu alabilmişler. Alev topunu alan kızlar ikinci görevleri Kahkaha Ormanı’na gitmek için hemen yola koyulmuşlar.
İkinci görev daha eğlenceliymiş Kahkaha Ormanı adı gibi kahkaha atan, neşe dolu insanlarla doluymuş. Kahkaha Ormanı’nda Prenses ve kızı güzel karşılamışlar, Ormanın bilgesine gitmişler ve Yaşlı Bilge onlara Cadı’nın istediği “neşe tozu”nu vermiş. Prenses ve kız ikinci görevlerini de başarıyla tamamlamış.
Son görev en kolayıymış Prenses güneş sarısı saçlarından bir tutam kesmiş ve kıza vermiş. Sabaha karşı vakit kaybetmeden Cadı’nın kulübesine gitmişler. Cadı’ya tüm görevleri tamamladıklarını söylemişler. Cadı alev topu, neşe tozu ve bir tutam saçı görünce şaşırmış Prenses ve kızı tebrik etmiş.
Cadı sihirli bir iksir hazırlayıp kıza vermiş ve kız iksiri içmiş o anda olan olmuş! Kız bir anda prensesin dillere destan güzelliğini almış. Alev topu sayesinde samimi ve sıcak olmuş.
Neşe tozu sayesinde cıvıl cıvıl konuşan, güler yüzlü olmuş. Prensesin altın sarısı saçları sayesinde ise saçlarına büyüleyici bir güzellik gelmiş. Kız Cadı’ya ve Prenses’e çok teşekkür etmiş yanlarından ayrılmış.
Güzellik yarışmasına gittiğinde kız Altın Elma’yı kazanmış. Altın Elma gerçekten de kısa sürede dertlerine deva olmuş. Annesinin sağlığı yerine gelmiş, evlerine bolluk bereket gelmiş. Aylar sonra kız Prenses’i ziyaret etmiş.
Olanları bir bir anlatmış. Altın Elma’yı annesine verdiğini ve annesinin iyileştiğini söylemiş. Prenses bu güzel haberlere çok sevinmiş.
O anda Cadı yanlarına gelerek şu sözü söylemiş: “Önemli olan iç güzelliğinizdir.” Size verdiğim görevleri hiç sorun etmediniz, mücadele edip başardınız bu nedenle güzel kalpleriniz yüzünüze yansıdı ve yarışmayı kazandın, demiş.
Prenses ve Kız asıl olan güzelliğin iç güzelliği olduğunu anlamışlar ve kendileriyle gurur duymuşlar. İçlerinin güzelliği yüzlerine yansıyan kızlar sonsuza dek mutlu yaşamışlar…
Zeynep Sare ARSLAN 6A