Bembeyaz bir yılbaşı sabahında şöminenin çıtırtısı ve onun verdiği odun kokusu ile beyaz panduflarıyla eve giren genç kız, elinde bulunan yeni sağılmış bir süt kovası ile mutfağa girdi. Ardından, dolabından zencefil ve birkaç malzeme çıkararak onları ölçümlü bir şekilde karıştırmaya başladı. Yaptığı hamurumsu karışımı elinde adam şekilleri yaparak tepsiye dizdikten sonra kurabiyeleri fırına verdi. Birkaç saat sonra fırından çıkardığı kurabiyeleri bir tabağa dizip dolabından çıkardığı süsleme malzemeleri ile kurabiyeleri süsledi. Sonra da arkasını dönerek parke çıtırtıları eşliğinde evde kayboldu.
Şöminenin sönmemiş külleriyle aydınlanan evde, ancak bir farenin duyabileceği ayak adımları yankılandı. Mutfaktan çıkmış olan minik kurabiye, nerede olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Minik adımlarıyla odundan yapılmış kulübede ılık salona doğru ilerledi. ¨Burası nenden bu kadar büyük?¨ diye düşündü bir an. Ve aklına gelen düşünce ile birden irkildi. Kendisi küçük bir karıncaya dönüşmüş olabilir miydi? Ya da o normalken ev bir devcesine büyümüş müydü? Hemen kendi bedenini kontrol etti. Bir sorun yokmuş gibi görünüyordu. O zaman bu ev büyümüş olmalıydı. ¨Hemen bu evden kaçmalıyım¨ dedi. Çünkü bu büyük evde kafasına bir şeyler düşebilir onu incitebilirdi. Kendinden katça büyük olan kapıya doğru ilerledi ve açmaya çalıştı. Lakin kendisi çok küçük olduğu için kapı bir milim bile kıpırdamadı. Minik kurabiye ¨ne yapabilirim¨ diye kendine milyonlarca soru sorarken gözü kapının alt kısmında bulunan kedi kapısına ilişti. Ve o an da aklına mükemmel bir fikir geldi. Koşarak mutfağa gitti. Tezgâhtan inerken gördüğü büyük kepçeyi aradı. İşte oradaydı! Minik kurabiye kendinden büyük olan kepçeyi üstün bir güçle çekerek kapının dibine kadar sürükledi. Ama kepçenin sürüklenirken çıkardığı ses evde yankılanıyordu. Bu ses genç kızı ayaklandırmaya yetti. Minik kurabiye kepçeyi son bir gayretle kedi kapısına dayadı. Kepçeyi minik adımlarıyla tırmandı. Evet! Minik kurabiyenin özgürlüğe ulaşması için bir adım yeterliydi. Tam adımını atacakken bir ses işitti. Arkasına dönmeye çalışırken dengesini kaybedip yere sertçe düştü.
Genç kız şaşkınlıkla yerde duran kurabiyeyi eline aldı. Kurabiye ikiye ayrılmıştı ve korku dolu gözlerle kıza bakıyordu. Genç kız elindeki kurabiye ile mutfağa doğru yöneldi. Kurabiyeyi tezgâha bıraktıktan sonra dolaptan malzemeleri çıkardı. Onlarla kurabiyeyi birleştirip minik pembe bir elbise yaptı. Bu kurabiyenin çok hoşuna gitmişti. Kıza güvenebileceğini düşündü. Tam minik, tatlı zencefilli kurabiye konuşacak iken… “Tina, uyan tatlım! Kahvaltı zamanı!” Tina gözlerini açtığında her yer zencefilli kurabiye kokuyordu. Masmavi yatağından kalkıp bir tüy gibi süzülürcesine işlemeli merdivenlerden mutfağa indi. Mutfak kapısından zencefilli kurabiyeler ona bakarak adeta gülümsüyorlardı…
NAZENDE ZEYNEP AYSUN
7/A