“Sevgi her zaman vardı onları ayıran talihsiz bir savaştı…”
Yıl 1950 İngiltere, 20 yaşındaki Terry elma ağacının gövdesine yaslanmış duygulu ve kederli bir şekilde düşünüp etrafına bakıyordu. İleride gülüp eğlenen ellerindeki balonlarla bir oraya bir buraya koşuşturan çocuklara baktı, hiçbir şeyden haberleri yok diye geçirdi içinden, acı bir gülümseme bıraktı. Savaşın savunulacak bir tarafı yoktu.
Kendisi de bu savaş için çağrılıyordu, geri dönüşü olmadığını çok iyi biliyordu. Adeta bir yıldırım çarpmışa dönmüştü, onun için sorun değildi ancak sevgilisi Lili için üzülüyordu, ona nasıl açıklayacağını bilmiyordu. Onun üzülmesi hayatta isteyeceği en son şeylerden biriydi. Uzun altın sarısı saçlarıyla, kocaman kahverengi gözleriyle mükemmel biriydi Lili. Genç adamı düşüncelerinden sıyıran şey ise bir anda bastıran yağmurdu. Zaman zaman şiddetini arttırıyordu.
Bir nefes verip, yaslandığı yerden doğruldu ve beraber yaşadıkları evin yolunu tutarak koşmaya başladı. Sanki bulutlar ayrılacaklarını biliyormuş gibi yeryüzüne göz yaşlarını bırakıyordu. Eve vardığında Lili’yi pencereden etrafa telaşlı gözlerle bakarken görmüştü. Onu endişelendirmiş olmalıydı. Uzaktan Terry’nin geldiğini gördüğünde rahatlamış ve yüzünde gülümseme belirmişti. Terry eve girdiğinde aklına Lili’nin yağmuru fazlasıyla sevdiği geldi, dışarı çıkıp dans etmeliyiz diye düşündü, çünkü beraber geçirecekleri son dakikalardı. Kızın elinden tutup dışarı çıkarttı. Yağmur dinene kadar saatlerce dans ettiler.
Ancak kız beraber geçirecekleri son gün olduğunu bilmiyordu. Sabahın ilk ışıklarıyla Lili gözünü yeni bir güne açtı. Yine sıradan bir sabah diye geçirdi ancak yanılıyordu bugün diğerlerinden farklıydı. Terry ise güneş doğmadan Lili’yi uyandırmamaya özen göstererek yanından ayrıldı. Son kez arkasına dönüp geriye doğru baktı, gidip de dönememesi halinde Lili’nin hayatına başka birinin gireceği içinde tuhaf bir kıskançlık duygusu oluşturdu, ama bunun yersiz olacağını düşündü çünkü ne kadar yanında olamasa bile onun mutlu olmasını istiyordu.
Tren garına geldiğinde herkesi aileleri ve sevdikleriyle vedalaşırken gördü. Lili’yi hatırladı, dün geceyi, ona açıklama bulamadığı gün… Tren ölüme doğru yol alırken öldüğünde ona ulaştırılması için mektup yazmalıyım diye düşündü ve yazmaya başladı.
Haftalar, aylar geçti genç kız her yerde onu aramış, bulamamıştı. Günler tekrarlanırken yaptığı tek şey posta kutusunu kontrol etmek ve beklemekti. Bir gün posta kutusunda bir mektup olduğunu farketti üstünde “Terry’den” yazıyordu. Lili heyecanla mektubu açıp okumaya başladı ancak bu bir veda mektubuydu. Terry hayatını kaybetmiş ve arkasında sevdiği Lili’yi yalnız bırakmıştı.
Mavişehir Sınav Anadolu Lisesi
ECE GÜLBEYAZ 9A