Çok kolay gözüken bir yola gireriz. Ama o yolda bizi ne zorluklar bekler. Belki o yolda bir çakıl taşı bile bizim düşmemize sebep olur. İşte biz bu yola hayat deriz. Yolun başında, yol bize ne kadar güzel ve hoş gözükür değil mi? O yolda hiç üzülmeyeceğimizi, hiçbir zaman bizi bırakmayan arkadaşlar var sanırız.
Ama o yolu biraz daha ilerledik mi anlarız zorlukları. O az önce geçtiğin yolun bir benzeri bile yok. Yolun derinlerine doğru ilerledin mi, o bırakmayacak dediğin arkadaşların hepsi gitti. Tek başına kaldın koskoca yolda. Biraz daha ilerle. Sen ilerlemesen bile ayakların yola devam edecektir. O yüzden hadi ilerlemeye devam et. Bir bataklığa düştün. Ve sana yardım etmek için uzanan bir el bile yok. Bataklığı yani zorluklara tek başına aşmalısın.
Sakın çırpınma Çünkü çırpındıkça daha çok batacaksın. Sakın ümitsizliği de kapılma. Akışına bırak. Belki bu yolun sonuydu. Belki de yolu anlaman için bir ipucu. Sakinleş ve fazla hareket etmeden çıkmaya çalış. Bak bir el uzandı sana Bu el senin şimdin. Tut o eli ve çık oradan. Ne kadar tek başına olsan da aştın bataklığı bak. Aslında ne kadar zor gözüküyordu değil mi? Ama ne kadar kolaymış. Çıktığına göre biraz daha ilerle.
Ama artık yalnız değilsin. Yanında şimdin var. Şimdi yaşadıkların, şu an yaptıkların… Onlar hep senin yanında olacak. Geçmişin var arkanda. Bazen acı çektiğini bazen sevinçlendiğini anlatan geçmişin. Geleceğin var önünde. Sana umutla bakan, planlar anlatan… Ama şimdin hep yanında olacak. Senin yanında bundan 40 yıl sonraki veya 5 yıl önceki halin dolaşmayacak. Hep şimdiki halin dolaşacak. Sen geçmişinden kaçıp yeni bir geleceğe girsen bile o şimdi ve hep yanında veya pes bile etsen, hiçbir şey yapmasan şimdiki halin senin hep yanında…
Pes etme! Yürümeye devam et. Bak karşına bir ev çıktı. Bu ev seni ailen, senin güvende hissedeceğin yer. Genelde herkes bu evi adresle bulur. Sokak adı, cadde adı gibi. Ama sen o evi kalbinle buldun. Belki o evden ailenle birlikte başka eve geçeceksin. Adrese ne oldu? O geçmişte kaldı. O yüzden hiç kimse evini adresle bulmaz. Sen belki evsizsin.
Ama ailenle sokakta bile huzurlu, mutlu hissediyorsun kendini. İşte o zaman kocaman malikânelerde yaşayıp da kendini ve ailesini sevmeyen, onlarla huzurlu olamayan birinden evin daha büyük olur. Yani ev dediğimiz şey dört duvardan ibaret değildir. Ev dediğimiz şey sevgiden ibarettir. Bak gördün mü ne çok şey öğrendin bu yolda.
O zaman biraz daha yürü. Bir ormana girdin ve karşında çok aç bir aslan var. Sana saldıracak! İki seçeneğin var. 1-) Savaşıp kaybetmek 2-) Savaşıp kazanmak. Üç seçenek değil miydi dedin sanki. Pes etmek. Onu eklemedim. Çünkü pes edersen en büyük kaybeden olursun. Belki savaşıp kazanacaksın. Belki kaybedeceksin. Ama sen yine de savaşmış olacaksın. Bu yol ihtimallerle dolu. Pes etseydin eğer bu yolda savaşmak ve kaybetmek diye bir şey öğrenemeyecektin. Ve bu yolu bitirecektin. Biz o aslana hayatta acı deriz. Bak yeni bir şey daha öğrendin “Acı”.
Yürümeye devam et. Yoruldun mu? Otur dinlen biraz. Bu yol insanı yorar çünkü. Yalnız dinlenme işini çok abartma. Dilendiğin zaman kalk ve yoluna devam et. Ben artık gidiyorum. Kalıp bu yolun sonuna kadar sana yolu anlatmak isterdim ama bu yolun sonu yok. Sonsuza kadar gider. En sana sadece yolun bir kısmını anlattım. Daha anlatılacak çok şey var ama bunları biraz da kendin deneyimle. Yardım ararsan, sen de öğrendiklerini yazmayı dene. Belki hayata karşı senin de söyleyeceklerini dinleyen olur, kim bilir?
Melek Bedi
Buca Sınav Koleji
8-B